Veda Haccının İlanı (1 Zilkâde 10)

95

Hicretin üzerinden on yıl geçmişti.[1]Herşeyin bir vakt-i merhunu vardı ve zamanın gurûba doğru kaydığı bu günlerde söz konusu vaktin yaklaştığı anlaşılıyordu. Zira onuncu yılın Zilkâde ayının girişiyle[2]birlikte Resûl-ü Kibriyâ Hazretleri, bu yıl haccedeceğini herkese ilan etti ve ashâbının da kendisiyle birlikte haccetmesini açıkça emir buyurdu.[3]

Bunun için fiilî bir adım atmıştı; birkaç ay öncesinden Hazreti Ali’yi Yemen’e göndermiş, orada edâ etmesi gereken bir dizi iş arasında kurbanlık develer satın alarak hac mevsiminde Mekke’ye getirmesini istemişti.[4]

Herkesin özlemle beklediği bir karardı bu ve işte o ân gelmişti. Allah’ın Resûlü ile birlikte Kâbe’ye gidilecek, Arafat ve Müzdelife’de vakfeye durulacak, Mina’da şeytan taşlanıp traş olunacak ve Beytullah’ta unutulmaz, müşterek bir bayram yaşanacaktı! Medine’de etrafa dalga dalga yayılan bir sevinç yaşanıyordu! 

O günden itibaren Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) gündemi hep hacdı. Hutbelerinde konuyu hacca getiriyor ve hac menâsikini anlatıyor, ihramdan başlayarak bir dizi konuda malumat veriyordu. 

İslâm’a gönül veren her kabilede yankı bulan bu haberle birlikte O’nun mesajlarını kaçırmak istemeyen herkes, evini-köyünü bir kenara bırakmış kimi bineği ile kimi de azığını omuzuna alıp yaya olarak soluğu Medine’de almaya başlamıştı. Kadın-erkek, yaşlı-ihtiyar, çoluk-çocuk, hasta-sökel herkes, bu çağrıya “Evet!” demiş Medine’ye akın etmişti. 


[1]Vâkıdî, Megâzî 715; İbn-i Sa’d, Tabakât 2/131; Kurtubî, İstîâb 1/34 

[2]Süreçle ilgili haberlerin bütünü nazara alındığında, Efendimiz’in hacca gideceğini ilan ettiği bugünün, Zilkâde ayının ilk günü olduğu ve gün olarak da bunun Çarşamba gününe denk geldiği anlaşılmaktadır.

[3]O kadar ki hac dönüşünde Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), kendisiyle beraber bu yıl hacca gelemeyenlere bunun sebebini teker teker soracaktır. Hesaba çekilenler arasında Ümmü Ma’kıl ve Ümmü Sinân gibi hanım sahâbeler de vardır. Bkz. Beyhakî, Kübrâ 6/448

[4]Buhârî, Megâzî 61; Nesâî, Menâsik 52; Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned 8/437

İlgili diğer yazılar

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Deneyiminizi daha iyi hale getirmek için bu web sitesinde çerezleri kullanıyoruz. Devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş oluyorsunuz. Kabul Et Daha fazla