Tıbb-ı Nebevî

241

Kur’ân-ı Kerim, her biri batılı İlim adamları tarafından araştırma konusu yapılan tıp, astronomi, jeoloji, botanik gibi çeşitli bilim dallarına temel teşkil edecek bilgiler veriyor.1 Özellikle insan sağlığını ilgilendiren tıbbî konular önemli bir yer tutuyor.2 Aynı şekilde Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in de sağlıkla ilgili pek çok hadis-i şerifleri var. İşte tıbb-ı Nebevi bunlardan oluşuyor.

Aslında biz müslümanlar, Hazreti Muhammed’i (sallallâhu aleyhi ve sellem) tabîb-i kulûb, yani inançsızlıktan ruhları ve dünyaları kararmış insanlara hayat bahşeden, gönül aydınlığı ve ebedî kurtuluş getiren “kalblerin tabibi” olarak tanırız.

Hazreti Peygamber’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) tıbba dair hadisleri tabib gözü ile ele alınırsa bir bölümünün genel tıp konularına, fakat pek çoğunun koruyucu hekimliğe, bir kısmının da tedavi edici hekimliğe ait ilaç tariflerinden ibaret olduğu görülür. Bunlar tıbbî tavsiye, öğüt ve reçeteler de olarak özetlenebilir. Bu hadisler bugünkü tıbbi telakkilerimize uygunluk göstermesinden başka, Arap yarımadasındaki tıbbi uygulamaları düzeltmek ve tababete ilmi bir hüviyet kazandırmak gibi önemli bir rol oynamış ve ortaçağa hakim olan bir İslâm tababetinin doğmasına sebep olmuştur.3 Gerçekten o devirde Araplar tababet konusunda çeşitli yanlış telakki ve uygulamalara sahip bulunuyorlardı. Bu konuda şu örnekler verilebilir4:

Araplar beraberlerinde bir tavşan kemiği taşıdıkları takdirde hastalıklardan korunacaklarına inanırlar; yılan sokmuş bir kimseyi yılanın zehiri vücutta yayılmasın diye uyutmaz, üstüne başına ziller takarlardı. Korkmuş bir kadının yüreğinin soğuduğuna inanarak sıcak su içirirlerdi. Çocukların çürük dişlerini güneşe doğru attıkları takdirde yeni dişlerin muntazam çıkacağına inanırlar, şaşılığı değirmen taşına baktırarak tedavi ederler, yaraları kızgın demirle dağlar, vebadan korunmak için merkep gibi anırırlar, hastaları kâhinlere götürür, sihir yapar, tapınaklara kurban keser, böylece hastaların içine girmiş şeytanların çıkacağına inanırlardı. Hazreti Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) yukarıda zikredilen batıl ve ilmî değeri olmayan bu uygulamaları kaldırmış, tababete yeni bir anlayış getirmiştir. Şöyle ki, tabib olmayanların hasta tedavi ettikleri takdirde verdikleri zararın ödetilmesi, tabiblerin alacağı ücretin meşru olduğu, bulaşıcı hastalıklara karşı korunma, salgının bulunduğu yere girmemek ve bu yerde bulunuyorsa dışarı çıkmamak (karantina), vücut temizliği, yiyeceklerin ve çevre temizliğine önem vermek, yiyecek ve içeceklerde itidali muhafaza etmek, hastalanınca tedavi olmak ve tedaviye inançla bağlanmak, hastalıklarda çeşitli tedavi usulleri tarif ederek bir ilaç telakkisi oluşturmak, haram nesnelerle tedavi yapılmaması gibi tavsiyeler yanında, hastalık anında hazık (mütehassıs) hekime müracaat etmek, cahil tabiblerden uzak durmak gibi çok önemli konulara temas buyurmuşlardır. Bu konuda pek çok örnekler verilebilir.5

1) “Kim bilgisi olmadığı halde hekimlik yapmaya kalkışırsa, sebeb olacağı zararı öder.”6

2) Sad İbn-i Vakkas hastalanmış Hazreti Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) ziyaretine gitmiş. Sad’ı evinde hasta yatar görünce Haris bin Kelde’yi çağırın, O iyi bir hekimdir, sizi tedavi etsin” buyurmuştur.7

3) “Allah derdi de çareyi de verdiği gibi her dert için bir ilaç yaratmıştır. Bu sebeble tedaviye devam ediniz. Fakat haramla tedavi etmeyiniz.”8

4) “Allah şifanızı sarhoşluk veren şeylerde yaratmamıştır.”9

5) “İki nimet vardır ki, insanların çoğu bunda aldanmıştır: Sıhhat ve boş vakit.”10

6) “Lanetlenmiş iki şeyden sakının:

– Ya Resûlallah o iki şey nedir?” dediler. Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem):

-“İnsanların gelip geçtiği yola ve gölgelendiği yere abdest bozmaktır.” buyurdu.11

7) “Sizden biriniz durgun suya bevl etmesin.”12

8) “Hastayı üç gün geçmeden yoklamayınız.”13

9) “Bir yerde veba olduğunu işitirseniz oraya girmeyiniz. Bulunduğunuz yerde veba vukua gelirse oradan ayrılmayınız.”14

10) “Cüzzamlıdan aslandan kaçar gibi kaçınız.”15

11) “Cüzzamlıyla aranızda bir mızrak boyu mesafe olduğu halde konuşunuz.”16

12) “Köpek bir kabı yalarsa onu yedi defa yıkayın. O yedinin birinde toprakla temizleyin.”17

13)”Size ne oluyor ki, dişleriniz sararmış olduğu halde yanıma geliyorsunuz. Misvak kullanınız.”18

14) “Misvak hakkında tavsiyelerimi size çok tekrarladım.”19

15) “Allah temizdir, temizi sever. Etrafınızı temizleyiniz.”20

16) “Temizlik imanın yarısıdır.”21

17) “Her müslümanın yedi günde bir yıkanması Allah’ın onun üzerinde hakkıdır.”22

18) “Yiyecek ve içeceklerinizin kaplarının ağzını açık bırakmayınız.”23

19) “Efendimizin en çok sevdiği elbise hiberadır.” (Hibera Yemende yapılan yeşil, pamuklu bir hırkadır)24

20) “İçkide şifa yoktur.”25

21) “Sarhoşluk veren her içki haramdır.”[26]

22) “İçkiden sakının. Zira o her kötülüğün anahtarıdır.”[27]

23) “Kadınlaşan erkeklere, erkekleşen kadınlara Allah lanet eder.”[28]

24) “Size denk olan kadınlarla evleniniz.”[29]

25) “Ey gençler topluluğu, evlenmeye gücü yeten evlensin. Çünkü gözü korur… Evlenmeye gücü yetmeyen oruç tutsun.”[30]

26) “Oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız.”[31]

27) “İnsanlar madenler gibidir. Eğer dinde anlayışını derinleştirebilirse cahiliyede hayırlı olan İslam’da da hayırlıdır.”[32]

28) “Budala (dini diyaneti iyi olmayan) kadınlara çocuklarınızı emzirtmeyiniz. Zira tesir eder.”[33]

29) “Seyahate çıkınız, sıhhat bulursunuz.”[34]

30) “Beş şey fıtrattandır: Bıyıkları kesmek, kasık kıllarını tıraş etmek, koltuk altı kıllarını yolmak, tırnakları kesmek ve sünnet olmak.”[35]

Şimdiye kadar zikredilen hadis-i şerifler genel tababet ve koruyucu hekimliğe dair seçtiklerimizdir. Biraz da tedavi konusunda örnekler verelim.

Hazreti Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) kendisine müracaat eden kimselere ya bir ilaç tavsiye eder ya da hekime gönderirdi.

1) “İsmid (sürme taşı) çekin. O gözü açar ve kirpikleri besler.”[36]

2) “Gözü ağrıyan birisine Hazreti Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) “Sabur ile tedavi et” buyurdu.”[37]

3) “Çörek otu ölümden başka her derde devadır.”[38]

4) “Şifa üç şeydedir: Bal şerbeti içmek, hacamat, dağlamak. {Dağlama daha sonra men edilmiştir.)[39]

5) “Ud-u hindi (kustu hindi) kullanmaya devam ediniz. Onda yedi türlü şifa vardır. Uzre, (bademcik iltihabında) boğaza üflenir. Zatülcenbde hastaya içirilir.”[40]

6) “Umeys’in kızı Esma müshil olarak şubrun kullanıyordu. Hazreti Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) keskin ve ağırdır buyurdu. Sonra Esma sena otu kullandı.”[41]

7) “Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) baş ağrısından şikâyet eden bir kimseye kan aldırmasını tavsiye etti.”[42]

8) “Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) kanının durdurulması şu şekilde yapıldı. Hazreti Ali kalkanın içinde su getirdi. Hazreti Fatıma O’nun kanını yıkadı, sonra bir hasır yakıldı. Ve onun külü ile yara kapatıldı.”26

9) “Hazreti Peygamber ateşli bir kadının su ile serinletilmesini tavsiye etti.”27

10) “Hazreti Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) dövme (tatuağe) yaptırmayı yasaklamıştır.”28

11) “Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) kesilmiş burnun tamiri mülahazasıyla altından burun yapılmasına müsaade etmiştir.”29

Hazreti Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in tıp ile ilgili hadisleri ta başlangıçtan itibaren dikkati çekmiş, muhaddisler tarafından meşhur altı hadis kitabı (kütub-i sitte)’nın müellifleri, eserleri arasında tıbb-ı Nebevî’ye müstakil bir kitap veya bölüm ayırmışlardır. Buhari kitabu’t-tıb ve kitabu’l-merda, başlığı altında iki bölüm, Ebu Davud kitabu’t-tıb diye bir bölüm, Tirmizi cami olarak adlandırılan eserinde tıp bölümüne yer vermiştir. Keza İbni Mace, Müslim, Nesei, Ahmet Bin Hanbel, İmam Malik eserlerinde tıpla ilgili hadislere yer vermişlerdir. Daha sonra müstakil olarak tıbb-ı Nebevî adını taşıyan eserler yazılmıştır. İlk Tıbb-ı Nebevi H. 120. yılında yaşamış Abdül-Melik B. Habib tarafından yazılmıştır.30

Brokelman ve Katip Çelebi 10’dan fazla Arapça Tıbb-ı Nebevi olduğundan bahsederler. Bundan başka Farsça, Urduca ve Türkçe Tıbb-ı Nebeviler mevcuttur. İstanbul kütüphanelerinde 20’nin üstünde Türkçe Tıbb-ı Nebevi’nin bulunduğunu tesbit ettik.(3). Osmanlı döneminde son yazılan Tıbbı Nebevî Dr. Hüseyin Remzi Bey (1896)’e aittir.31 Cumhuriyet döneminde bu konuda Mahmut Denizkuşları tarafından Bursa İslâm Enstitüsü’nde bir doktora tezi yapılmıştır.32 Yakın zamanlara kadar İslâm ülkelerinde Tıbb-ı Nebevi kitapları bir sağlık el kitabı olarak elden ele dolaşmıştır.

Bugün Hazreti Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in tıbbî hadisleri yukarıda ifade edildiği gibi tıbbî telakkilerimize uygunluk göstermektedir. Bu hadisler, tıp sahasındaki bugünkü gelişmelerden asırlar önce ifade buyrulduğu için, bir tıbbî hikmet, hatta tıbbî mucize telakki edilmelidir. Bundan böyle tıbb-ı Nebevî çalışmaları hadis âlimleri ile birlikte konu ile ilgili ihtisas dalından hekimler tarafından müştereken yapılmalıdır.33


[26] Buhârî, Edeb 80; Müslim Eşribe 73, 75; Ebû Dâvûd Eşribe 5.
[27] Hakim, Müstedrek; Beyhaki, Şiabül-İman; Ramuz el-ehadis, 1/212.
[28] Feyzül Kadir 5/271.
[29] İbn Mace, Nikah 47.
[30] Buhârî, Nikah 3,60.
[31] Feyzül Kadir 4/212.
[32] Buhârî, Enbiya 19.
[33] Kenzül-İrfan.
[34] Taberanî
[35] Buhârî, Libas 63, 64; Müslim, Taharet 49, 50.
[36] Tirmizî Libas 23; Ahmet bin Hanbel, Müsned 3/476.
[37] Müslim, Hac 89, 90.
[38] Buhârî, Tıb 7.
[39] Buhârî, Tıb 3; Ahmed bin Hanbel, Müsned 1/246.
[40] Buhârî, Tıb 10; Müslim, Selam 86,87; İbn Mace, Tıb 12, 17.
[41] Tirmizî, Tıb 30.
[42] Müslim, Selam 71.
Prof. Dr. Asaf Ataseven, Yeni Ümit Dergisi, 2. Sayı -1988.

Dipnot:

  1. Bucaille, M.: La bible, le coran et la Science (çev. Yıldırım, S.) Silm Matbaası İzmir, 1981.
  2. Opitz, K.: Kur’ân’da tababet (çev. Uzluk. F.N.) Ankara Ü.Tıp Fakültesi yayınları No: 240, A.Ü. Basımevi, 1971.
  3. Ataseven, A.: Kırk tıbbı hadis Tıbb-ı Nebevi
  4. Corci Zeydan: İslâm Medeniyeti tarihi (terc. Megamiz, Z.) Cilt III. İstanbul sh. 35, 1876; Tahirül-Mevlevi: Müslümanlığın medeniyete hizmetleri (sadeleştiren Sert, A.) cilt I. İstanbul sh. 57, 1974.
  5. Sarı (Akdeniz. N.: Tıbb-ı Nebevi, Yeni Symposium. 19:65, Nisan 1981; Aşçıoğlu, Ö.: Tıbb-ı Nebevi’de Dermatoloji. Gevher Nesibe Bilim haftası ve tıp günleri, sh. 518, 1982
  6. Ebû Dâvûd, Diyat 23; Nesai, Kasame 41; İbni Mace, Tıb 16
  7. Ebû Dâvûd, Tıb 12
  8. Ebû Dâvûd, Tıb 11
  9. Buhârî, Eşribe 15
  10. Buhârî, Rikak 1; Tirmizî, Zühd 1; İbn Mace, Zühd 15
  11. Müslim, Taharet 68; Ebû Dâvûd, Taharet 15; Ahmet bin Hanbel, Müsned 2/3728
  12. Buhârî, Vudu 68; Müslim, Taharet 94; 96; Ebû Dâvûd, Taharet 36
  13. Ramuz’el-Ehadis 2/489
  14. Buhârî, Tıb 30; Müslim, Selam 92, 93, 94, 98, 100
  15. Buhârî, Merda 19; A. Bin Hanbel, Müsned, 2/443
  16. Ramuz el-Ehadis 2/471
  17. Buhârî, Vudu 33; Davud, Taharet 37; Tirmizî, Taharet 68
  18. Hanbel, Müsned 1/214
  19. Buhârî, cuma 8; Nesai, Taharet 5; Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned 3/143; Darimî, Vudu 18
  20. Tirmizî, Edeb 41
  21. Müslim, Taharet, 1; Tirmizî, Daavat 86; Ahmed İbn-i Hanbel Müsned 4/260, 5/342, 343, 344, 363, 370, 372; Darimî, vudu 2
  22. Müslim, Cuma 9
  23. Müslim, Eşribe 96, 98; Ebû Dâvûd, Eşribe 22; Tirmizî, Et’ime 15
  24. Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned 3/292; Değişik bir lafızla Ebû Dâvûd, Libas 12
  25. Darimî, Eşribe 6
  26. Buhârî, Vudu 72; Tirmizî, Tıb 34, İbn Mace, Tıb 15; Ahmet bin Hanbel, Müsned 5/330, 334
  27. Müslim, Selam 82
  28. Buhârî Tıb 26, Libas 86; Ebû Dâvûd, Libas 8
  29. Tirmizî, Libas 31
  30. Küçük, R.; Tıbbı Nebevi literatürü üzerine bir deneme. İlim ve Sanat sayı 3. Eylül-Ekim 1985
  31. Dr. Hüseyin Remzi: Tıbb-ı Nebevi (Osmanlıca) İstanbul, 1324/1906
  32. Denizkuşları, M.: Peygamberimiz ve Tıp Doğuş matbaası. İst. 1981
  33. Dr. Ataseven, A.: Tıbb-ı Nebevi
İlgili diğer yazılar

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Deneyiminizi daha iyi hale getirmek için bu web sitesinde çerezleri kullanıyoruz. Devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş oluyorsunuz. Kabul Et Daha fazla