Şaban Ayı ve Efendimiz’in (sav) Hayatındaki Yeri

457

Şaban ayı, üç ayların ikincisidir. Bu ay, Peygamber Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) Ramazan’dan sonra neredeyse tamamını oruçla geçirdiği ve kendisini ibadet ü taate hasrettiği biricik aydır. Nitekim Şaban-ı şerif için “Şaban Benim ayımdır” buyurmuş ve âdeta bu ayı, kendisine mahsus olarak, yani ümmete vacip veya farz kılınmamak kaydıyla, oruç tutarak geçirmiştir. 

Rahmet Peygamberi (sallallâhu aleyhi ve sellem) Şaban ayında birkaç gün dışında neredeyse bu ayın tamamında oruç tutmuştur.1 Hazreti Âişe validemiz Efendimiz’in Şaban ayındaki orucunu şöyle anlatır: “Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) (Ramazan dışındaki) hiçbir ayda Şaban’da tuttuğu oruçtan fazla oruç tutmazdı. Şaban ayının çok azı hariç (neredeyse) tamamını oruçlu geçirirdi.”2 Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) de Ramazan dışında tutulan en faziletli orucun Şaban’da tutulan oruç olduğunu ifade etmektedir.3

Üsâme İbn-i Zeyd (radıyallâhu anhumâ) Peygamber Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) Şaban ayında tuttuğu kadar hiçbir ayda oruç tutmamasının sebebini sorduğunda, Allah Resûlü’nden şu cevabı almıştır: “Bu ay Receb ile Ramazan arasında insanların gafil bulundukları bir aydır. Bu ayda ameller âlemlerin Rabbi olan Allah’a arz olunur. Ben de amellerimin oruçlu iken Allah’a sunulmasını arzu ederim.”4

Şaban ayının değişik günlerinde oruç tutan Peygamber Efendimiz, Şaban’ın son günlerini oruçlu geçirerek Ramazan ayı ile birleştirdiği5 gibi, bünyesi zayıf olanlara da Şaban ayının yarısından sonra farz olan Ramazan orucuna hazırlıklı olabilmeleri için, “Şaban ayı yarılandı mı artık oruç tutmayın.”6 buyurmuştur. 

Sahabe-i Kiram Efendilerimiz Şaban’ın hilâlini görünce kendilerini Kur’an-ı Kerim okumaya verirler ve devamlı Kur’an okurlar idi. Zenginler mallarının zekâtını fakir ve düşkünlere verirler; bu suretle onların “Ramazan-ı şerîf” orucuna varlıklı çıkmalarına yardım ederlerdi.

Hâkim ve valiler mahkumları huzuruna çağırıp (Hadd-î Şer’î) lâzım gelenlere hükm’ü tatbik ederler. Haddi gerektirmeyenleri tahliye ederlerdi.

Tüccarlar borçlarını öderler ve alacaklarını alırlar ve Ramazan hilalini görünce güzel bir temizlik yaparak şehr-ü Ramazan’da oruç ve namazlarına ciddiyetle sarılırlar ve bilhassa Ramazan’ın son on gününü büsbütün ibadet ve itikaf ile geçirmeğe hazırlanırlardı.

Bir manada Şaban ayı, hem Efendimiz’in hem de ashâbının Ramazan ayı için yapılması gerek tüm hazırlıkları yaptıkları ve Ramazanı hazır bir şekilde karşıladıkları bir ay olmuştur.

Berâat Gecesi

Şaban ayının on beşinci gecesidir. Berâat gecesinde, beşerin kader programı nev’inden bir İlâhî icraat yapıldığı için, bu gece Kadir gecesi kudsiyetindedir; ve bütün senenin bir çekirdeği hükmündedir.7 Bu gece mahlûkatın bir sene içindeki rızıklarına, zengin veya fakir, aziz veya zelil olacaklarına, ihya veya imate edileceklerine, ecellerine ve hacıların sayılarına dair Allah tarafından meleklere malumat verileceği beyan olunmaktadır.8

Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Şaban ayının yarılandığı bu gecede yapılacak duaların geri çevrilmeyeceğini9 bol bol ibadet edilmesini, gündüzünde ise oruç tutulmasını tavsiye etmiş ve o gece güneş batınca Allah Teâlâ’nın dünyaya rahmetiyle tecellî ederek fecre kadar: “Bağışlanmak dileyen yok mu, onu bağışlayayım! Rızık isteyen yok mu, ona rızık vereyim! Belâya dûçar olan yok mu, ona afiyet vereyim!..” buyurduğunu bizlere müjdelemiştir.10

İşte böyle bir gecede uyanan Hazreti Âişe validemiz, Allah Resûlü’nü (sallallâhu aleyhi ve sellem) yanında göremeyince dışarı çıkıp aramaya başlamış ve onu Bakî’ mezarlığında başını gökyüzüne kaldırmış bir vaziyette bulmuştu. Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Hazreti Âişe’yi görünce, bu gecede Allah’ın rahmetinin ne kadar geniş olduğunu anlatmak için ona şunları söylemiştir: “Şaban ayının yarılandığı gece, Allah dünya semasına iner (rahmetiyle tecelli eder) ve Kelb kabilesinin koyunlarının kıllarından daha çok sayıda günahkârı bağışlar.”11

Aynı zamanda, Peygamber Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) şefaat hakkının tamamı (şefaat-ı tamme) bu gece verilmiştir.12

Peygamber Efendimiz’in hayatında, Şaban ayı içerisinde meydana gelen önemli olaylardan bazıları şunlardır:

*Ramazan orucunun farz kılınması ( Hicrî 2. yıl) 
*Osman İbn-i Maz‘un (radıyallâhu anh) vefatı (Hicrî 3. yıl)
*Peygamber Efendimiz’in Hafsa validemizle evlenmesi (Hicrî 3. yıl)
*Hazreti Hüseyin’in doğumu (Hicrî 4. yıl)
*Benî Mustaliķ (Müreysî‘) Gazvesi (Hicrî 5. yıl)
*İfk Hadisesi’nin meydana gelmesi (Hicrî 5. yıl)
*Teyemmüm ayetinin gelmesi (Hicrî 5. yıl)
*Efendimiz’in Cüveyriye validemizle evlenmesi (Hicrî 5. yıl)
*Abdurrahmân İbn-i Avf’ın (radıyallâhu anh) Dûmetülcendel Seriyyesi (Hicrî 6. yıl)
*Zeyd İbn-i Hârise’nin (radıyallâhu anh) Medyen Seriyyesi (Hicrî 6. yıl)
*Hazreti Ali’nin (radıyallâhu anh) Fedek Seriyyesi (Hicrî 6. yıl)
*Hazreti Ömer’in (radıyallâhu anh) Turabe, Hazreti Ebû Bekir’in (radıyallâhu anh) Necid, Beşîr İbn-i Sa’d’ın (radıyallâhu anh) Fedek (I. Mürre) Seriyyesi (Hicrî 7. yıl)
*Mekkelilerin Hudeybiye anlaşmasının ihlali (Hicrî 8. yıl)
*Peygamber Efedimiz Tebûk Seferi’nde (Hicrî 9. yıl)
*Tay heyeti ve Adî İbn-i Hâtim et-Tâî’nin Efendimiz’i ziyareti
*Havlân heyeti’nin Efendimiz’i ziyareti (Hicrî 10. yıl)

Dipnot:

  1. Nesâî, Sıyâm 35.
  2. Müslim, Sıyâm, 176.
  3. Tirmizî, Zekât 28.
  4. Buhârî, Ahkâm 33; Nesâî, Sıyâm, 70.
  5. İbn Mâce, Sıyâm, 4.
  6. Ebû Dâvûd, Savm 12; Tirmizi, Savm 38.
  7. Said Nursi, Tarihçe-i Hayat, s.601.
  8. Bazı âlimlere göre: Berâat gecesi, emirlerin Levh-i Mahfuz’dan istinsahına başlanır, kâtip melekler bu geceden, gelecek seneye müsaadif ayın geceye kadar olacak olan vak’aları yazar ve bu işler, Kadir gecesi bitirilir. Rızıklarla alâkalı defter Mikail (as)’e; harpler, zelzeleler, saikalar, çöküntülerle ilgili defter Cebrail (as)’e; amellerle alakalı defter, dünya göğünün sahibi ve büyük melek olan İsrafil (as)’e; musibetlere ait nüsha da Azrail (as)’e teslim olunur.(İbrahim Canan, Kütüb-ü Sitte, 3/287) Rasûlulllah (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Allah Tealâ tüm şeyleri Berâat gecesinde takdir eder. Kadir gecesi gelince de bu şeyleri sahiplerine teslim eder.” buyurmuştur. Berâat gecesinde eceller ve rızıklar; Kadir gecesinde ise hayır, bereket ve selametle alâkalı işler takdir edilir. Kadir gecesinde sayesinde dinin güç-kuvvet bulduğu şeylerin takdir edildiği; Berâat gecesinde ise, o yıl ölecek olanların isimlerinin kaydedilip ölüm meleğinin teslim edildiği de söylenmiştir. Razi, Mefâtîhu’l-ğayb, 23/293; Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, s.188.
  9. Suyûtî, Celalüddin, Câmiu’s-Sagîr, 3/454.
  10. İbn Mâce, İkâmetü’s-Salavât, 191. Ayrıca Efendimiz; “Allah Tealâ, Şaban ayının on beşinci (Berâat) gecesinde -rahmetiyle- dünya semasına iner, orada tecelli eder ve Kelb Kabîlesi’nin koyunlarının tüyleri sayısından daha çok sayıda günahkârı affeder.” buyurmuştur. Tirmizi, Savm, 39
  11. Tirmizî, Savm, 39; İM1389 İbn Mâce, İkâmetü’s-salavât, 191
  12. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) Şaban’ın 13. Gecesi Allah’tan ümmetine şefaat etme hakkı istemiş, üçte biri verilmiş; 14. Gecesi yine istemiş, üçte biri daha verilmiş; 15. Gecesi (Berâat gecesi) tekrar istemiş ve bu gece şefaatin tamamı kendisine verilmiştir.
Bunları da beğenebilirsin