Hz. Hafsa (r.anha) İle Evlilik (Şaban Hicrî 3)

203

Medîne’ye hicret edeli otuz ay olmuştu. Bugünlerde Hazreti Ömer’in bir derdi vardı; Bedir sonrasında damadı Huneys İbn-i Huzâfe vefat etmiş ve kızı Hafsa dul kalmıştı. Onu bir an önce evlendirmek istiyordu! 

Hazreti Hafsa da aynen Hazreti Fâtıma gibi risâletten beş yıl önce dünyaya gelmişti. Mekke günlerinde Huneys İbn-i Huzâfe1 ile evlenmiş, sonra da Medîne’ye birlikte hicret etmişlerdi.

Aklına ilk gelen isim, Bedir sonrasında hanımı Rukayye’yi kaybeden Hazreti Osmân oldu; gitti ve konuyu ona bizzat kendisi açtı. Ancak Allah Resûlü’nün kızını kaybetmiş olmanın üzüntüsüyle iki büklüm olan Hazreti Osmân, o gün için böyle bir evliliğe hazır değildi2 ve Hazreti Ömer’e olumsuz cevap verdi.

Biraz burulmuştu Hazreti Ömer! Ancak yapacak bir şey yoktu ve bu sefer aynı teklifi Hazreti Ebû Bekir’e götürdü; Hazreti Ömer’in teklifini duyan Hazreti Ebû Bekir (radıyallahu anh), herhangi bir cevap verme yerine sessiz kalmayı tercih etti. Hazreti Ömer (radıyallahu anh), şimdi daha çok burkulmuş, biraz da gücenmişti.3

Durumu gelip Allah Resûlü’ne (sallallahu aleyhi ve sellem) anlattı:

– Yâ Resûlallah, diyordu. “Bakmaz mısın! Evlenmesi için Osmân’a kızım Hafsa’yı teklif ettim; kabul etmedi!”  

Gönlü kırık Hazreti Ömer’i, bundan sonraki günlerinin seyrini değiştirecek bir sürpriz bekliyordu; Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) ona döndü ve:

– İstemez misin yâ Ömer, dedi. “Allah (celle celâlühû) Osmân’ı senin kızından daha hayırlı biriyle, senin kızını da Osmân’dan daha hayırlı biriyle evlendirsin!”4

Hazreti Ömer sözden anlayan birisiydi ve hiç beklemediği bu sürpriz karşısında sevincinden ayakları yerden kesilecek gibi olmuştu. Zira o (radıyallahu anh), Resûlullah’a yakın olabilmek için, dünya ve mâfihâ her şeyini vermeye hazırdı. Muhtemelen kızını Resûlullah’a da teklif etmeyi düşünmüştü ama cesaret edip söyleyememişti. Ancak Allah (celle celâlühû), Hazreti Hafsa’yı (radıyallahu anhâ), Resûlullah’a zevce olarak yazmıştı ve şimdi yeni bir yuva daha kuruluyordu! 

Bu evlilikle birlikte âdeta, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sonrası İslâm’ı temsil edecek dört halifenin yetişeceği zeminin taşları da döşenmiş oluyordu; zira Allah (celle celâlühû), onlardan ikisinin kızını Allah Resûlü’ne (sallallahu aleyhi ve sellem) “zevce” ve diğer ikisini de Fahr-i Rusül’e (sallallahu aleyhi ve sellem) “damat” yapmıştı! Kızlarıyla birlikte Hazreti Ebû Bekir ve Hazreti Ömer (radıyallahu anhüm) risâlet mektebinin birer talebesi olurken Hazreti Osmân ve Hazreti Ali de (radıyallahu anhumâ), hanımları üzerinden bu okulun birer neferi haline gelivermişlerdi! Zira diğer sahâbeden farklı olarak onlar, Resûlullah’ın evine tekellüfsüz girebilecek ve bu mektepten perdesiz istifade edebileceklerdi! Böylelikle Allah (celle celâlühû), Resûlü’nden sonra dine ait meseleleri omuzlarına koyacağı ve onu dünyanın dört bir tarafına taşıttıracağı bu dört zâtı, Allah Resûlü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) en yakınına yerleştirmiş oluyordu. 

Ve.. hicretin 3. yılının Şa’bân ayında, 400 dirhem mehir takdiriyle Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) ile Hazreti Hafsa’nın nikâhı gerçekleşti. 

Belki Fâtıma (radıyallahu anhâ) evlenip gitmişti ama bundan böyle Allah Resûlü’nün evinde, Hazreti Sevde ve Hazreti Âişe’den sonra üçüncü bir göz daha vardı; O’nu (sallallahu aleyhi ve sellem) adım adım takip edecek ve bilhassa aile hayatının mahrem meseleleri başta olmak üzere dine ait en ince ayrıntıları kaydederek ümmete anlatacaklardı.

Dipnot:

  1. Abdullah İbn-i Huzâfe’nin kardeşidir. İlk Müslümanlardan ve Habeşistan muhacirlerindendir. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte Bedir’e katılmış ve aldığı yaranın iyileşmemesi sebebiyle de vefat etmiştir. Bkz. İbn-i Sa’d, Tabakât 3/300; Belâzurî, Ensâb 1/423
  2. Hazreti Osmân’ın o gün, Efendimiz’in kızı Ümmü Gülsüm ile evlilik düşündüğü için Hazreti Ömer’e olumsuz cevap verdiği de söylenmektedir ki zaten sonuç da öyle olmuştur. Bkz. İbn-i Abdilberr, İstîâb 3/214
  3. Hazreti Ebû Bekir (radıyallahu anh) ile karşılaştığı bir gün Hazreti Ömer (radıyallahu anh), “Kızımla evlenmesi için Osmân’a teklifte bulundum, istemedi; sana söyledim, sessiz kaldın! Senin bu sessiz kalman, bana Osmân’ın verdiği olumsuz cevaptan daha ağır geldi.” dedi. Bu sözler üzerine Hazreti Ebû Bekir (radıyallahu anh) ona, “Bu konuda Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), bir şeyler söylemişti ve bu da aramızda bir sır idi; o gün ben, bunu ifşa etmek istemedim!” cevabını vermiştir. Bkz. Belâzurî, Ensâb 1/423
  4. Belâzurî, Ensâb 1/423. Aynı hâdise bazı kaynaklarda Allah Resûlü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem), “Ben sana, Osmân’dan daha hayırlı bir damat ve Osmân’a da senden daha hayırlı bir kayınpeder söyleyeyim mi?” diye sorduğu, buna mukabil Hazreti Ömer’in,  “Söyleyin yâ Resûlullah!” demesi üzerine de “Sen, kızın Hafsa’yı bana; ben de kızım Ümmü Gülsüm’ü Osmân’a nikâhlarım!” buyurduğu şeklinde geçmektedir. Bkz. İbn-i Abdilberr, İstîâb 3/214; Belâzurî, Ensâb 1/423