Efendimiz’in (sas) yuva kuracak gençlere yardımı

432

Peygamber Efendimiz’in devrinde yaşanmış bazı örneklerden yola çıkarsak bu konuyu daha iyi anlayabilmemiz kolaylaşabilir.

Hz. Ali, Hz. Fâtıma’yı istemek üzere Peygamberimiz’in (aleyhissalâtu vesselâm) huzuruna gitti. Ancak, söyleyeceklerini sanki unutmuştu, neredeyse dili tutulmuştu. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm), “Her hâlde Fâtıma’yı istemeye geldin.” diyerek ona yardımcı oldu. Hz. Ali, sevinç içinde, “evet” dedi. Ancak, ziynet/takı ve ev eşyası için herhangi bir maddî birikimi yoktu. Peygamberimiz (aleyhissalâtu vesselâm), bu konuda da yardımcı oldu, zırhını bu amaçla değerlendirebileceğini hatırlattı. Fakat bir de düğün yemeği vermek lazımdı. Ashâbtan bir zât, Hz. Ali’ye bir koç verdi. Ensâr da aralarında mısır topladılar, düğün yemeği hazırlandı. Peygamberimiz (aleyhissalâtu vesselâm), Hz. Ali ve Fâtıma’ya, “Allah’ım! Her Ikisini mesut et, onlar hakkında evliliklerini hayırlı kıl” diye dua etti. Hz. Ali’nin evinde eşya olarak hasır, yastık, içi lif dolu bir yatak, çömlek ve testi gibi şeyler vardı. Bunları da zırhını satarak elde ettiği para ile sağlamış, o paranın bir kısmı ile de Hz. Fâtıma için ziynet/takı almıştı. Rasûl-i Ekrem (aleyhissalâtu vesselâm) Hz. Fâtıma’ya çeyiz olarak, “Bir kumaş yaygı, bir kırba (su testisi), yastık, içi ot dolu bir yatak” hazırlamıştı.1

Rasûlullah’ın (aleyhissalâtu vesselâm) hizmetinde bulunan bir genç vardı, adı Rebîa idi. Yaşının ilerlediğini gören Peygamberimiz (aleyhissalâtu vesselâm) ona, “Evlenmeyi düşünmüyor musun?” diye sordu. Rebîa, mâlî imkânsızlıkları ve yürüttüğü hizmetin önemini düşünerek, “Hayır” cevabını verdi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm), tekrar sordu. Rebîa aynı cevabı verdi. Nihayet üçüncüde bunda bir hikmet olduğunu düşünerek, “Evlenmek istiyorum, emret, ne yapayım Yâ Rasûlallah.” dedi.

Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) onu, Ensâr’dan bir aileye yolladı, o da gitti ve kendisine tembih edildiği gibi Peygamberimiz’in (aleyhissalâtu vesselâm) selâmını aktararak kızlarını istedi. Onlar da hiç tereddüt etmeksizin, “Baş üstüne” dediler. Rebîa, sonucu büyük bir sevinçle Hz. Peygamber’e iletti. Ancak o, yoksul biriydi; ev eşyası, takı ve düğün yemeği için para lâzımdı. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm), derhal ashâbını harekete geçirdi. Hızlı bir yardımlaşma başlatıldı ve biriken paralarla mehir olarak ziynet/takı, ev eşyası ve bir de koç satın alındı. Peygamberimiz (aleyhissalâtu vesselâm) de kendi evinden, un yapılmak üzere arpa verdi. Böylece, Sevgili Peygamberimiz’in yakın ilgisi ile Hz. Rebîa’nın düğünü yapılmış ve yeni bir yuva kurulmuş oldu.2

Müslümanlar arasında Cüleybib denilen bir kimse vardı. Bu kişi, eskiden kadınların yanında dikkatsiz davranmakla tanınırdı, bu sebeple diğer Müslümanlar, ailelerini ondan sakındırırlardı. Halbuki İslâmî bilgi ve yaşayışı geliştikçe durum farklılaşıyordu. Ama insanlar bu zat hakkında eskiye dayalı bakış açılarına takılıyorlardı. İşte, herkesin, toplum dışına iter gibi davrandığı bu zâta da Hz. Peygamber sahip çıktı. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) bizzat Ensâr’dan bir aileye giderek kızlarını istedi. Kızı Efendimiz’in kendisine istediğini sanan aile büyükleri, “memnuniyetle” dediler. Ancak Peygamberimiz (aleyhissalâtu vesselâm), “Cüleybib için” deyince vermekten kaçındılar. Annesinden konunun içyüzünü öğrenen kız ise, “Rasûlullah asla benim fenalığımı istemez.” diyerek Cüleybib’e varmayı kabul etti ve nikâh kıyıldı, düğün yapıldı. Böylece, bir yuva daha kurulmuş oldu.

Bir zaman sonra Sevgili Peygamberimiz’in de bulunduğu bir savaşta Cüleybib şehit düşmüştü. Görgü şahitleri, “Düşmandan yedi kişi öldürdü, sonra şehit düştü.” dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz (aleyhissalâtu vesselâm), “Cüleybib bendendir, ben de ondanım.” buyurdu ve kendi elleriyle toprağa verdi. Rasûl-i Ekrem, genç yaşta dul kalan ve vaktiyle onun hatırını kırmayarak Cüleybib’le evlenmeyi kabul eden hanıma da şöyle dua etti:

– Allah’ım, ona hayırlar ver, hayatı boyunca hiçbir sıkıntı gösterme!3

Bu üç örnekte Peygamber Efendimiz’in Hz. Ali, Hz. Rebîa ve Hz. Cüleybib’e hayatlarının en önemli problemlerinden birini çözmekte nasıl yardımcı olduğunu görüyoruz. Bu örneklerde yuva kurmada gençlere yardımcı olmanın önemli bir hizmet olarak benimsetilmesi, bu hizmeti yürütürken toplumsal dayanışma içinde yararlı bir yardımlaşmanın gerçekleştirilmiş olması ve şartlara göre bütçeye uygun bir biçimde gelin hanıma takı takılması, ev eşyasının sağlanması, düğün cemiyetinde bir yemek ikramı dikkati çekmektedir. Görülen şu ki, anlatılan bu örneklerde taraflar birbirlerine bütçelerini aşan bir istekte bulunmamışlardır. Çünkü gaye, yuva kurmaktır. Diğerleri bu gayeyi gerçekleştiren araçlardır.


Yazar: Prof. Dr. Hüseyin Algül/Peygamberimiz’in Şemâili, Ahlâk ve Âdâbı isimli kitabından alınmıştır.

Dipnot:

  1. Yusuf el-Kândehlevî, Hayâtü’s-Sahâbe – Hadislerle Müslümanlık, (çev. Ahmet M. Büyükçınar – A. Ömer Tekin – Yaşar Erol), İstanbul 1975, III, 1275 vd.
  2. a. g. e. III, 1275 vd.
  3. Yusuf el-Kandehlevî, a. g. e. , III, 1275 vd.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Deneyiminizi daha iyi hale getirmek için bu web sitesinde çerezleri kullanıyoruz. Devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş oluyorsunuz. Kabul Et Daha fazla