Efendimiz’e (sas) İtaatin İlahî Gerekçeleri

354

Cenâb-ı Hak, en güzel surette yarattığı, üstün donanımlar lütfettiği ve büyük bir misyon yükleyip yeryüzüne gönderdiği insana hitap ederken, mesajlarını haber verirken hikmet ve hakikat dolu bir üslup kullanır. Emir ve nehiylerini, hükümlerini, gerekçeleriyle birlikte beyan eder. Mesela “Namazı hakkıyla eda et!” buyurur ve hemen peşinden gerekçesini şöyle izah eder: “Muhakkak ki namaz, insanı, ahlâk dışı davranışlardan, meşrû olmayan işlerden uzak tutar. Allah’ı namazla anmak, elbette en büyük fazilettir…”1 Yine mesela “Sakın şeytanın izinden gitmeyin!” der ve ardından “Her kim şeytanın peşinden giderse bilsin ki o kendisinden hep fena, çirkin ve meşrû olmayan şeyleri yapmasını ister.”2 buyurarak gerekçesini açıklar. Hemen her emir ve nehiyde bu tarz hareket edildiği için Kur’ân’da bunun yüzlerce örneğini göstermek mümkündür.

Bizim bu makalede özellikle dikkat çekmek istediğimiz “Allah Resûlü’ne itaat” hükmüdür. Zira Kur’ân, çok sayıda ayet-i kerimede Peygamber Efendimiz’e (aleyhissalâtu vesselâm) itaati emreder. Ve diğer hükümlerde olduğu gibi burada da aynı üslubu benimser ve bu emri verdiği yerlerin hemen akabinde hepsi birbirinden önemli birçok farklı gerekçelere dikkat çeker:

İlahi Sevgi ve Bağışlanma

İnsanlar, Allah Resûlü’ne itaat etmelidir çünkü Allah’ın sevgisine mazhar olmaları ve işledikleri günahların bağışlanması buna bağlıdır: “Ey Resûlüm, de ki: “Ey insanlar, eğer Allah’ı seviyorsanız, gelin bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah gafurdur, rahimdir! (çok affedicidir, engin merhamet ve ihsan sahibidir).”3, “De ki: “Allah’a ve Resûlü’ne itaat ediniz. Şayet yüz çevirirlerse, bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.4

Merhamete Mazhariyet

İnsanlar, Allah Resûlü’ne itaat etmelidir çünkü Allah’ın kendisine hem bu dünyada hem de ahirette merhametle muamele etmesi buna bağlıdır: “Allah’a ve Rasûlü’ne itaat edin ki merhamete nail olasınız!”5, “Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin yardımcılarıdır. Onlar iyilikleri emredip kötülükleri menederler. Namazı hakkıyla yerine getirir, zekâtı verir, Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederler. İşte onları Allah geniş rahmetine mazhar edecektir. Çünkü Allah azîzdir, hakîmdir (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibidir).”6, “Namaz kılın; zekât verin; Peygamber’e itaat edin ki merhamet göresiniz.7

Ebedi Cennetlere Yerleşme ve Acı Azaptan Kurtulma

İnsanlar, Allah Resûlü’ne itaat etmelidir çünkü kul için en büyük başarı sayılan ebedî cennetlere girebilme buna bağlıdır: “Kim Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederse Allah onu, içinden ırmaklar akan cennetlere ebedî kalmak üzere yerleştirir. İşte en büyük başarı da budur.”8, “Kim Allah’a ve Peygamber’ine itaat ederse, Allah onu, altından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır…”9 Allah’ın hükmüne boyun eğmeyip Resûlü’ne itaat yerine isyanı tercih edenler azaba müstahak olur: “Kim de Allah’a ve Resûlü’ne isyân eder ve O’nun sınırlarını aşarsa Allah onu, içinde devamlı kalacağı bir ateşe sokar. Onun için zelîl ve perişan eden bir azap vardır.”10,  “… Kim de Allah’a ve Resûlü’ne itaatten yüz çevirirse onu gayet acı şekilde cezalandırır.11

En Hayırlı ve Güzel Neticeyi, Hakiki İmanı Elde Etme

Problemli ve ihtilaflı meselelerde Allah Resûlü’nün verdiği hükme razı olup itaat edenler, en hayırlı ve güzel neticeyi elde ederler: “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Resûlü’ne ve sizden olan ülülemre de itaat edin. Eğer Allah’a ve âhirete iman ediyorsanız, hakkında ihtilâfa düştüğünüz meseleyi Allah’a ve Resûlü’ne arzediniz. Böyle yapmanız hem daha hayırlı hem de netice bakımından daha güzeldir.12 Aynı zamanda Müslümanların, O’nun hükümlerine boyun eğmesi, hakiki imanı elde etmeleri için hayati bir vesile ve göstergedir: “Hayır, hayır! Senin Rabbin hakkı için, onlar aralarında ihtilâf ettikleri meselelerde seni hakem kılıp, sonra da verdiğin hükümden ötürü içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın sana tam bir teslimiyetle bağlanmadıkça iman etmiş olmazlar.13

Ebrar ile Birliktelik

İnsanlar, Allah Resûlü’ne itaat etmelidir çünkü Allah katında iyilerle birlikte anılmaları, ebedi cennetlerde onlara arkadaş olmaları buna bağlıdır: “Kim Allah’a ve Rasûl’e itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine lutuflarda bulunduğu peygamberler, sıddîklar, şehidler ve sâlih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!”14 O’na itaat etmeyenler, ebedî cennetin bu büyük nimetinden mahrum kalır hatta kendilerini, Firavunların, Nemrutların ve Ebû Cehillerin yanında bulabilirler. Daha dünyada arkadaşlarını ve arkalarındakini helake götüren bu kimseler ise ebedi hayat için ne kötü yoldaştır.

Amellerin Boşa Gitmemesi

Müminler, Allah Resûlü’ne itaat etmelidir çünkü hem bu dünyada hem de ahirette emeklerinin karşılığını eksiksiz almaları buna bağlıdır: “Eğer Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederseniz, sizin emeklerinizden hiçbir şeyin mükâfatını eksiltmez. Yaptığınızı zayi etmez. Gerçekten Allah gafûr ve rahîmdir.”15 Aksi takdirde itaat etmeyenlerin bütün yaptıkları boşa gider: “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber’e de itaat edin ve yaptıklarınızı (amellerinizi) boşa çıkarmayın.16, “Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamberin sesinden fazla yükseltmeyin! Birbirinizle yüksek sesle konuştuğunuz gibi onunla da öylece konuşmayın! Yoksa siz farkında olmadan bütün emekleriniz hiçe iniverir.”17

Arzulara Nail Olma

Müminler, Allah Resûlü’ne itaat etmeli ve hayatlarını, O’nun mesajları, metotları ve maslahatları çerçevesinde sürdürmelidir. Aksi olur O’na isyan eder ve tabi olmazlarsa Allah, hem onların hedef ve hayallerini gerçekleştirmelerine mâni olur hem de ahirette bunun hesabını sorar: “Ey iman edenler! Allah ve Resûlü size hayat verecek hakikatlere sizi dâvet ettiğinde ona icabet edin. Bilin ki Allah insan ile kalbi arasına girer (dilediği takdirde arzusunu gerçekleştirmesini önler) ve siz dönüp O’nun huzurunda toplanacaksınız.”18

Ebedî Kurtuluşa Erme

Müminler, Allah Resûlü’nün haklarında verdikleri hükümlere boyun eğmelidir çünkü hem bu dünyada hem de ahirette kurtulmaları, başarı ve mutluluğa erişmeleri buna bağlıdır: “Haklarında hüküm verilmek üzere Allah’a ve Resûlü’ne dâvet edilen müminlerin söyledikleri tek söz: “Hay hay! Baş üstüne!” demek olmuştur. İşte felaha erenler onlar olacaklardır.19, “Kim Allah’a ve Resûlü’ne itaat eder, Allah’ı tazim edip O’na karşı gelmekten sakınırsa, işte ebedî başarı ve mutluluğa erenler onlar olacaklardır.”20, “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve hep doğru söz söyleyin ki, Allah da işlerinizi ve hallerinizi düzeltsin, günahlarınızı affetsin! Kim Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederse, pek büyük bir mutluluk ve başarıya nail olur.”21

Doğru Yolu Bulma

Müminler, Allah Resûlü’ne itaat etmelidir çünkü ferdî, ictimaî, ailevî, askerî, iktisadî, idarî, adlî, terbiyevî… meselelerde kısacası hayatın bütün ünitelerinde en doğru yolu ve yöntemi bulmaları buna bağlıdır: “De ki: Allah’a itaat edin; Peygamber’e de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, Peygamber’in sorumluluğu kendisine yüklenen (tebliğ görevini yapmak), sizin sorumluluğunuz da size yüklenen (görevleri yerine getirmeniz)dir. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulmuş olursunuz. Peygamber’e düşen, sadece açık seçik duyurmaktır.”22

Fitne ve Azaptan Kurtulma

Mü’minler, Allah Resûlü’ne itaat etmelidir çünkü birlik ve beraberliklerini hatta varlıklarını muhafaza etmeleri buna bağlıdır: “(Ey mü’minler!), Peygamber’i, kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın… artık Peygamberin emrine karşı koyanlar, başlarına bir fitne gelmesinden veya kendilerine korkunç bir azabın isabet etmesinden kaçınsınlar!23  

Sapkınlıktan Uzak Olma

Müminler, Allah Resûlü’ne verdiği hükümlerde itaat etmelidir çünkü sırat-ı müstakim üzere bir hayat yaşamaları buna bağlıdır. Aksi takdirde sapkınlığa düşer ve her alanda hidayetten uzaklaşırlar: “Allah ve Resûlü herhangi bir meselede hüküm bildirdikten sonra, hiçbir erkek veya kadın müminin, o konuda başka bir tercihte bulunma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resûlü’ne isyan ederse besbelli bir sapkınlığa düşmüş olur.”24

Netice

Verilen örneklerden de anlaşılacağı üzere Kur’ân, mü’minlere Allah Resûlü’ne itaat etmelerine emreder. Hatta çoğu yerde O’na itaati, Allah’a itaatle yan yana zikreder. Böylece hem O’nun Allah katındaki konumuna atıfta bulunur hem de O, insanlar arasında Allah’ın emir ve yasaklarını, mesajlarını, temsil ve tebliğ ettiği için O’na itaati, Allah’a itaat çerçevesinde ele alır: “Kim Resûlullaha itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Kim de itaatten yüz çevirirse aldırma, zaten seni üzerlerine bekçi göndermedik ki!”25 Aynı zamanda O’nun emir ve nehiylerinin, hükümlerinin, örnek ahlaki davranışlarının ve tavsiyelerinin ilahi denetimden geçtiğine işaret eder.

Allah Resûlü’ne itaati emrettiği çoğu her yerde bu hükmün gerekçesini de açıklar ve muhtevaya göre farklı gerekçeler ortaya koyar. Buna göre O’nu kabul etmeyen, örnek almayan ve verdiği hükümlere, aldığı kararlara ve sunduğu maslahatlara bağlı kalıp itaat etmeyenler, hakiki imanın tadına varamaz, gerçek başarıyı yakalayıp ebedi cennetlere ulaşamaz, sapkınlıktan ve azaptan kurtulamaz, ilahi sevgiye, merhamete ve mağfirete nail olamaz, imtihanlarla dolu dünya hayatının içerisinde doğru yolu bulamaz ve bulup da ötelerde peygamberlerle, sadık ve salih kimselerle, şehitlerle arkadaş olma nimetini elde edemez ve içine düştükleri iftilaf çukurlarından çıkamazlar. Müminler, bunları bile bile O’na itaattan yüz çevirmemelidir: “Ey iman edenler! Allah’a ve Rasûlü’ne itaat edin. Söylediklerini işitip durduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin!”26

Bu çerçevede “Allah Resûlü’ne itaat” olsa da olur olmasa da şeklinde ele alınacak bir mesele değildir. Zira mü’minin bu dünyada salaha ahirette felaha kavuşması tamamen buna bağlıdır. Başkaları en azından bu dünyada O’na uğramadan farklı yollarla geçici bir başarı elde edebilirler ama müminlerin O’nun mesajlarına, hükümlerine, hikmetlerine, sünnetine, örnek ahlakına ve hayatına bağlı kalmadan ne bu dünyada ne de ahirette bir başarı elde etmesi mümkün değildir. Zira Allah, onların başarısını, peygamber yolunda yürümeye bağlamıştır ve bu yoldan uzaklaştıkları anda imtihan başlar ne ektiklerinden ne de biçtiklerinden bir hayır ve bereket göremez her seferinde ayrı bir hüsran yaşarlar.

Hem girişte dikkat çekilen hem de makalede anlatılan hususlardan alınması gereken bir ders de şudur ki birileri konumu gereği insanlardan bir şey yapmasını istiyorsa ilahi ahlakla ahlaklanmalı; istisnai durumlar hariç verdiği emrin, hükmün ya da aldığı kararın gerekçesini muhatabına izah etmelidir. Bu, hem muhataba saygının bir gereğidir hem de emri ya da kararı, karşı tarafın bilinçli bir şekilde sahiplenmesi bunu gerektirir…

Yazar: Yücel Men

Dipnot:

  1. Ankebût Sûresi, 29/45
  2. Nur Sûresi, 24/21
  3. Âl-i İmrân Sûresi, 3/31
  4. Âl-i İmrân Sûresi, 3/32
  5. Âl-i İmrân Sûresi, 3/132
  6. Tevbe Sûresi, 9/71
  7. Nûr Sûresi, 24/56
  8. Nisâ Sûresi, 4/13
  9. Fetih Sûresi, 48/17
  10. Nisâ Sûresi, 4/14
  11. Fetih Sûresi, 48/17
  12. Nisâ Sûresi, 4/59
  13. Nisâ Sûresi, 4/65
  14. Nisâ Sûresi, 4/69
  15. Hucurât Sûresi, 49/14
  16. Muhammed Sûresi, 47/33
  17. Hucurât Sûresi, 49/2
  18. Enfâl Sûresi, 8/24
  19. Nûr Sûresi, 24/51
  20. Nûr Sûresi, 24/52
  21. Ahzâb Sûresi, 33/71
  22. Nûr Sûresi, 24/54
  23. Nûr Sûresi, 24/63
  24. Ahzâb Sûresi, 33/36
  25. Nisa Sûresi, 4/80
  26. Enfâl Sûresi, 8/20

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Deneyiminizi daha iyi hale getirmek için bu web sitesinde çerezleri kullanıyoruz. Devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş oluyorsunuz. Kabul Et Daha fazla