Efendimiz’in (sas) giyimi

472

Efendimiz (sas) nasıl giyinirdi?

Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), her zaman tek tip giyinmezdi. Genel olarak giydiği elbise harmani,1gömlek ve etekti. Necâşi’nin gönderdiği siyah, deri çoraplar giymiştir.  Sarığının ucu bazen mübarek göğsüne doğru, bazen da omuzlarının arasına doğru sarkardı. Sarığı çoğunlukla siyah renk olurdu. Sarığın altında başına geçirdiği bir takke bulunurdu. Sivri bir takke veya külah hiçbir zaman kullanmadı. “Bizi müşriklerden farklı kılan, sarığın altına takke takmamızdır.” buyururdu.2

Efendimiz “kamîs” denen kıyafetten hoşlanırdı.3Kamîs baş­tan ayağa kadar uzanan bir gömlektir. “Rida” ve “izâr” gibi iki parça olmayıp bütün vücudu örtmesi sebebiyle Efendimiz’in bu kıyafetten hoşlandığı anlatılır. Kamîs genel itibariyle pamuklu kumaştandır. Efendimiz’in gömleğinin yenleri bileğine kadar uzanırdı.4

Giyimde en çok çizgili kumaşları severdi.5Arapça’da buna “Hıbere” denir. Hıbere denen bu kumaş, Yemen’e has yeşil renkli bir kumaştır. Cennet ehlinin giyeceği elbiseler yeşil renkli olduğu için de Kâinatın Efendisi yeşil renkli elbiseleri çok severlerdi. Bazen de Şam entarisi giyerdi. Kolları çok dar olduğundan abdest almak isteyince sıyıramadığından kollarını çıkarmak zorunda kalırdı. Cep ağızlarında ve yakalarında ipekli işlemeler bulunan Nûşirevân harmanisi de kullanmıştır. Vefatından sonra Hazreti Âişe (radıyallahu teâlâ anhâ) yamalı bir hırka ve çuhadan bir eteklik çıkararak “Hazreti Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem), işte bu elbiseler içinde vefat etti.” demiştir.

Hamd ve dua

Efendimiz yeni bir elbise giyecekleri zaman o elbisenin ismiyle Allah Teâlâ’ya dua ederlerdi. Bir sarık giymişse “Allah’a hamdolsun sarığı bize kıyafet yaptı.”, bir gömlek giymişse “Allah Teâlâ’ya hamdolsun gömleği bize elbise yaptı.”, bir rida giymişse “Allah Teâlâ’ya hamdolsun ridayı bize elbise yaptı.” diye dua ederlerdi.6

Yeni bir elbise giydiklerinde şu duayı okurlardı: “Ey hamd sadece kendine yapılan Yüce Rabbimiz! Bu elbiseyi bana giydirdiğin gibi, bu elbisenin kendisi için yapıldığı âzânın da senden hayrını istiyorum. Ve elbisenin kendisi için yapıldığı âzânın da şerrinden Sana sığınıyorum, Yâ Rabbi!”7

Renk tercihi

Rivayetlerde bildirildiğine göre, Hazreti Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) kırmızı elbise de giymişti. Kırmızı, al renk demek olduğundan hadisçilerin çoğu bu genel anlamı kabul etmişlerdir. Ama İbn Kayyım, Hazreti Peygamber’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) hiçbir zaman kırmızı elbise giymediğini ve erkeklerin kırmızı giymesini caiz bulmadığını söylemiştir. Kırmızı elbise dedikleri şey, üzerinde kırmızı çizgilerin bulunduğu bir tür Yemen kumaşından yapılan elbisedir.8 Bunu, Peygamberimiz’in ara sıra kullandığı iddia edilmiştir. Hadisçilerin çoğu ise, kırmızı elbisenin böyle olduğunu gösteren hiçbir işaret bulunmadığını söylemiştir. Zerkânî de bu, konuyu çok geniş bir şekilde anlatmıştır. Çeşitli rivayetlerden anlaşılmaktadır ki Hazreti Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) siyah, kırmızı, yeşil, sarı, kısaca her renk elbise giymiştir. Ancak en sevdiği, beyaz renkli elbise idi.9

Ayakkabı, yatak ve divan

Bazen düz çizgili kumaştan bir bezi üzerine aldığı da olmuştur. Mübarek ayakkabıları sandal şeklindeydi. Bu; altında sadece düz bir taban olan, üzerinden bağlanan bir ayakkabı şekli idi. Yatağı, içine yün yerine hurma yaprakları doldurulmuş deriden bir yaygıydı. Divanı, bitki liflerinden yapılmış iplerle örülüydü. Bundan dolayı çoğu kez mübarek vücudunda o iplerin izleri çıkardı.

Zarafet

Hazreti Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) debdebe ve gösterişten hiç hoşlanmazdı. Ama ara sıra değerli ve güzel görünümlü elbiseler de giyerdi. Abdullah ibn Abbâs (radıyallahu teâlâ anh) Harûriyye’ye elçi olarak gittiğinde Yemen’in en kıymetli kumaşlarından yapılmış bir elbise giyerek gitti. Harûriyye:

– Ey ibn Abbâs bu ne biçim elbise böyle, deyince İbn Abbâs cevaben şöyle demiştir:

– Bu giyinişime karşı mı çıkıyorsunuz? Ben Hazreti Peygamber’i (sallallâhu aleyhi ve sellem) en güzel elbiseler içinde gördüm.10

Bazı hükümdar ve beyler, Hazreti Peygamber’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) hediye olarak kıymetli elbiseler göndermişlerdir. Hazreti Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem), bunları kabul buyurmuş ve bazen de giymiştir.

Renkler arasında sarı rengi çok severdi. Hadislerde bildirildiğine göre, ara sıra sarığına varıncaya kadar bütün elbiselerini sarı renge boyatarak giyerdi.11Beyaz rengi de çok severdi. Beyaz renk hakkında “Renkler içinde en güzel olanıdır.” buyururdu.12

Kırmızılığı öne çıkan elbiseyi çok sevmezdi. Bir keresinde Abdullah ibn Ömer kırmızı elbise giyip gelince:

– Bu ne biçim elbise, buyurdu. Abdullah (radıyallahu teâlâ anh) da gitti ve o giysiyi ateşe atıp yaktı. Hazreti Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) bunu duyunca:

– Yakmaya gerek yoktu, ailesinden bir kadına verseydi daha iyi olurdu, buyurdu.13

Arabistan’da “Meğarra” denen kırmızı renkli bir toprak vardır. Eskiden bu­nunla kumaş boyarlardı. Bu renk, Hazreti Peygamber’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) hiç hoşuna gitmezdi. Bir keresinde Hazreti Zeyneb (radıyallahu teâlâ anhâ) bununla kumaş boyuyordu. Allah Resûlü eve gelip de bunu görünce geri gitti. Zeyneb (radıyallahu teâlâ anhâ) durumu anladı ve kumaşı yıkayıp boyayı çıkarttı. Hazreti Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem), tekrar eve geldiğinde o renkte bir şey görmeyince içeri girdi.14

Bir gün kırmızı kıyafetli biri gelince Allah Resûlü bu kişinin selamına cevap vermedi. Yine bir gün sahabe-i kiram, binek develerinin üzerine kızıl renkte kilimler koymuşlardı. Allah Resûlü: “Bu rengin aranızda revaç bulmasını istemiyorum.” buyurdu. Sahabe-i kiram hemen koşup kilimleri çekip attılar.15


Dipnot:

  1. “Harmani” bütün vücudu kaplayan, uzun, kolsuz, üst giyeceği; etekleri geniş, kolsuz üst, bir nevi palto, pelerin.
  2. Ebû Dâvud, 2/452; Tirmizî, 4/247; Taberânî, Mucemü’l-Kebîr, 5/71
  3. Ebû Dâvud, 2/240; Tirmizî, 4/ 238; İbn Mâce, 2/1183
  4. Ebû Dâvud, 2/441
  5. Buhârî, 5/2188; Müslim, 2/651; Ebû Dâvud, 2/208; Tirmizî, 3/321
  6. Tirmizî, 4/239; Ahmed b. Hanbel, 3/50
  7. Ahmed b. Hanbel, 3/50; İbn Hibbân, Sahîh, 12/239
  8. Buharî, 1/147, 1303; Müslim, 1/360, 1818; Ebû Dâvud, 1, 198; Tirmizî, 1/375
  9. Buharî, 5/2193; Müslim, 1/94; Ahmed b. Hanbel, 5/166
  10. Taberâni, Mucemü’l-Kebîr, 10/257
  11. Ebû Dâvud, 2/449; Tebrizî, Mişkâtü’l-Mesâbîh, 2/515
  12. Ebû Dâvud, 2/401, 449; Nesâî, 4/34; Ahmed b. Hanbel, 1/247, 328, 363, 5/10
  13. Ebû Dâvud, 2/450; Bezzâr, Müsned, 6/373
  14. Ebû Dâvud, 2/451; Taberânî, Mucemü’l-Kebir, 24/57
  15. Daha geniş bilgi için Ebû Dâvud’un Sünen’indeki “Libas” bölümüne bakılabilir.
Bunları da beğenebilirsin