Dokunulması günahlara keffaret bir rükün: Rükn-ü Yemanî

817

Kâbe tavaf edilirken her köşesi istilam edilmez. Hangi köşelerinin istilam edileceği mevzusunda rehberimiz Allah Resûlü’dür (sallallahu aleyhi ve sellem). O’nun bu mevzudaki uygulamalarına baktığımızda Hacer-i Esved’le birlikte Rükn-ü Yemanî’yi de selamladığını görmekteyiz. 

Rükn-ü Yemanî, Kâbe’nin Yemen’e bakan köşesine verilen isimdir. Abdullah İbn-i Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor:

“Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) tavafın her şavtında Rükn-ü Yemânî ve Haceru’l-Esved’i istilâm etmeyi terketmezdi.”1

İbn-i Ömer kendi uygulamasını da bize şöyle haber vermektedir:

“Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şu iki rükn-ü Yemanîyi istilam ettiğini gördüğüm zamandan beri kalabalık olsun tenha olsun bu iki rüknü istilam etmeyi hiçbir zaman bırakmadım.”

Her ne kadar bazı rivayetlerde Kâbe’nin diğer köşelerinin selamlandığı belirtilse de öyle anlaşılıyor ki bu genel bir uygulamadan daha ziyade şahsî bir içtihat ve uygulamadır.  Ebu’t-Tufeyl anlatıyor:

“Ben, Abdullah İbn-i Abbas ve Muâviye İbn-i Ebû Süfyân ile birlikte idim. Hazreti Muâviye her rükne uğradıkça istilâmda bulunuyordu. İbn-i Abbâs (radıyallahu anh) kendisine: ‘Resûlullah, Haceru’l-Esved ve rüknü’l-Yemânî’den başka yeri istilâm etmezdi’ dedi. Hazreti Muâviye şu cevabı verdi: ‘Beytullah’tan hiçbir şey ihmal edilmez.’ Abdullah İbnu’z-Zübeyr de bütün rükünlere (köşelere) istilâmda bulunurdu.”2

Peygamber Efendimiz’in bu iki rüknü selamlayıp diğerlerini istilam buyurmamasını ise İbn-i Ömer (radıyallahu anh), selamlanmayan rükünlerin Hz. İbrahim’in orjinal temelleri üzerinde olmamasıyla açıklamaktadır:

“Kendisine, Hazreti. Âişe (radıyallahu anha)’nın: ‘Hicr’ın bir kısmı Beytullah’tan değildir’ dediği haber verilince şunu söyledi: ‘Allah’a kasem olsun, şayet Âişe bunu Resûlullah’tan işitmiş ise, kanaatım o ki, Resûlullah (aleyhissalatü veselam) şu iki rüknün istilâmını, bunlar Beyt’in temelleri üzerinde olmadıkları için terk etmiş olmalıdır. Keza halk da bu sebeple tavafı Hicr’ın gerisinden yapmaktadır.”3

Öyle anlaşılıyor ki bu iki rükne, Hazreti İbrahim’in Kâbe’yi inşa ettiği ilk temeller olması hasebiyle hasseten tazimde bulunulmuştur.

Rükn-ü Yemanî’nin faziletiyle ilgili Humeyd İbn-i Ebî Seviyye şu vakayı anlatmaktadır:

“Ata İbn-i Rebah Kâbe’yi tavaf ederken, İbn-i Hişam’ın kendisine şu soruyu sorduğuna ve onun da şöyle cevap verdiğine şahit oldum: “İbn-i Hişam, ‘Rükn-ü Yemanî hakkında bilgi verir misin?’ diye sordu. Ata dedi ki: “Ebû Hüreyre’nin rivayetine göre Peygamberimiz buyurmuştur ki: ‘Rükn-ü Yemanî 70 bin meleğe emanet edilmiştir. Kim onun yanında ‘Allah’ım! Senden af, dünya ve ahirette afiyet diliyorum. Rabbimiz! Bize dünyada ve ahirette iyilik ver. Ve bizi Cehennem azabından koru’ diye dua ederse o melekler ‘amin’ derler.”4

Selamlanan bu iki rükne, tağlib tarikıyla “Yemaniyan” da denilmektedir. Rükn-ü Yemanî’nin, Rükn-ü Esvedle birlikte anılması ve her ikisine bir tek isimle Yemaniyan denilmesi, Rükn-ü Yemanî’nin faziletine bir işaret olarak da kabul edilebilir.

Rükn-ü Esved’de iki fazilet vardır. Birincisi bu köşede Haceru’l-Es’ad vardır. İkincisi bu köşe kavaid-i İbrahim üzeredir. Rükn-ü Yemanî ise sadece kavaid-i İbrahim üzere olma faziletine sahiptir. Rükn-ü Esved iki fazilete sahip olduğu için daha fazla istilam ve tazim edilmiştir. Rükn-ü Yemanî ise selamlanmakla yetinilmiştir. Kâbe’nin diğer iki rükünleri ki -Rükn-ü İrakî ve Rükn-ü Şâmî- Hicr tarafındaki köşelerdir. Bunlar Hazreti İbrahim’in temelleri üzerine bina edilmediğinden rükn-i aslî değillerdir.

Rükn-ü Yemanî’yi selamlamanın yanında ona dokunmak da bir sevap hatta günahlara keffarettir. Ubeyd İbn-i Umeyr anlatıyor:

“İbn-i Ömer (radıyallahu anh) iki rükne geldiği zaman (öpmek için) bunlar üzerine yapışır, sıkışıklık yapardı. Kendisine: ‘Ey Eba Abdirrahman! Sen Resûlullah’ın diğer ashabının hiçbirinde görmediğim şekilde bu rükünlere yapışıp sıkışıklık yapıyorsun sebebi nedir?’ Bana şu cevabı verdi: “Ben böyle yapıyorsam, Resûlullah’tan şunu işittiğim içindir: “Bu iki rüknü meshetmek günahlara kefarettir…” 5

Anlaşılan o ki Rükn-ü Yemanî de şeairdendir. Efendimiz ( sallallahu aleyhi ve sellem), devamlı olmasa da zaman zaman Rükn-ü Yemanî’ye de dokunmuş ve bazen de onu öpmüştür.


Yazar: Dr. Selim Koç

 

Dipnot:

  1. Ebu Dâvud, Menâsik 48; Nesâî, Hacc 156
  2. Buharî, Hacc 59; Müslim, Hacc 247; Tirmizî, Hacc 35
  3. Ebu Dâvud, Menâsik 48
  4. İbn-i Mace, Menâsik 32
  5. Tirmizî, Hacc 111; Nesâî, Hacc 134

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Deneyiminizi daha iyi hale getirmek için bu web sitesinde çerezleri kullanıyoruz. Devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş oluyorsunuz. Kabul Et Daha fazla