Bin Aydan Hayırlı Gece: Kadir

470

Ülfetin dağılmasında, kalblerin yumuşamasında, şeytanların ve günahların tesirlerinden korunmada herkesin uyuduğu saatlerde uyumayan gözlerle eda edilen zikirler, tesbihler, kılınan namazlar ve mütalâa edilen derslerin kalblere ne kazandırdığı, ancak tatbi­katla ve tadıp bilmekle anlaşılır. Geceleri aydın olan insanların, gündüzleri hiç aydın olmaz mı? 

Hususiyle mübarek zaman dilimlerinde gönül dünyalarına yö­nelen insanlar için günler, geceler, hatta saatler ve dakikalar âdeta bir başka büyüyle gelir geçer… Kutsal zaman dilimlerini içinde barındıran geceleri değerlendiren insanlar iman ve izanlarından fışkıran ışıklarla eşyanın perde arkasını süze süze, duygularıyla, içinde ebedî bir ömür sürecekleri Firdevslere uyanmış ve ulaşmış gibi olurlar. 

Ramazan’da ise her şeyi kendi sırlarıyla bürüyen geceler in­sanın duygu ve düşüncelerini ayrı bir halâvetle kucaklar. O, gecesiyle gündüzüyle, orucuyla teravihiyle gönüllerimize nüfuz eder ve benliğimize işler. İşte bu sebeple Ramazan-ı Şerif ka­dar gecesi ayrı nurâniliğe ve gündüzü de ayrı aydınlıklara açık bir başka ay yoktur. Dahası Ramazan’ın en mübarek bir ge­cesinde insanlığa bir rehber olan, onları doğru yola götüren ve hakkı batıldan ayıran en açık ve parlak delilleri ihtiva eden Kur’ân indirilmeye başlanmıştır. Bu gece, bin aydan daha ha­yırlı olan Kadir gecesidir. 

Kadir Gecesi

Kadir gecesi “Gecelerin Sultanı” olarak isimlendirilmiştir. Kıyamete kadar bütün insanlara dünya ve ahirette rehberlik edecek olan son ilahi Kitab’ın yeryüzüne iniş günü ve bunun yıldönümleri elbette ki müstesna bir gündür ve merasimlerle kutlanması gayet isabetlidir. 

Kadir gecesi, Kur’ân-ı Kerim’in, Levh-i Mahfuz’dan dün­ya semasına toptan indirilmiş olduğu gecedir. Kur’ân’ı Kerim’de “…O Ramazan ayı ki insanlığa bir rehber olan, onları doğru yola götüren ve hakkı batıldan ayıran en açık ve parlak delilleri ihtiva eden Kur’ân o ayda indirildi…”1 buyrulmaktadır. 

Kur’ân-ı Kerim’de Kadir gecesini ve önemini anlatan müstakil bir sûre vardır. Bu Sure Mekke’de nâzil olmuş olup 5 âyettir. Adını ilk âyette geçen “leyletu’l-kadr”, yani “Kadir gecesi” kelimesinden almıştır. Kadr: “Mevki, şeref, değer, azamet” mânâlarına gelir. Bu sûre Kur’ân’ın vahyinin başlangıcından ve o gecenin büyük fazilet ve bereketinden, melekler ve ruhun inişinden ve o gece kâinatı kaplayan ilâhî esenlikten bahseder. Sûrede, Kadir gecesi şöyle anlatılır: “Biz Kur’ân’ı indirdik kadir gecesi. Bilir misin nedir kadir gecesi? Bin aydan daha hayırlıdır Kadir gecesi! O gece Rab’lerinin izniyle Ruh ve melekler, her türlü iş için iner de iner… Artık o gece bir esenliktir gider… Tâ tan ağarana kadar.”2 

Kadir gecesi; “Hüküm Gecesi” demektir. Takdîr-i İlâhîde hükmolunmuş işlerin yahut birçok işlere hükmeden muhkem emirlerin ayırt edildiği gece anlamına gelir. Takdîrden maksad, ezelî hükmün açığa çıkmasıdır. Hikmetli işler karara bağlanır. Bu gecede kaderin bir çeşit istinsahı yapıldığı anlaşılıyor. Yani İmam-ı Mübîn’den, Kitâb-ı Mübîn’e istinsahı. 

Duhân sûresinde bu geceyle ilgili şöyle buyrulmuştur: “Açık olan ve gerçeği açıklayan bu kitaba yemin ederim ki; Biz onu mübarek-kutlu bir gecede indirdik. Çünkü Biz haktan yüz çevi­renleri uyarırız. O, öyle bir gecedir ki her hikmetli iş, tarafımız­dan bir emir ile o zaman yazılıp belirlenir. Rabbinden bir rahmet olarak hep Resûller göndermekteyiz. Muhakkak ki O, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.”3 Müfessirlerin çoğuna göre bu kutlu gece Kadir gecesidir. 

Bu gecenin bir af gecesi olduğuna dair Allah Resûlü’nün müjdesi vardır: “Her kim inanarak ve sevabını umarak Ramazan’da oruç tutarsa, geçmiş günâhları affedilir ve her kim inanarak ve sevabını umarak Kadir gecesini ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır.”4 Yine Efendimiz (aleyhissalâtu vesselâm), Kadir gecesinin gündüzünde tutulan orucun bütün sene tutulacak oruca eşit olduğunu belirtmiştir.5  

Kadir Gecesi, İsmini Nereden Alır?

Kadir gecesinde bir ka­dirşinaslık rûh ve mânâsı nümayandır. Öyle ise o gecenin kadrini bilmeliyiz ki kadrimiz bilinsin. Ayrıca bu gecede liyakata bakıl­maksızın Cenâb-ı Hakk’ın merhametinin bir tezahürü olarak eks­tradan lütuflarda bulunduğu bir gecedir. 

Kadir gecesi, Efendimiz’in ümmetine olan aşkın sevgisi se­bebiyle yaptığı bir duanın kabul edilmiş hâlidir. Şöyle ki: Fahr-i Kâinat Efendimiz’e kendisinden önceki insanların ömürlerinin müddeti veya bu ömürlerden Allah’ın dilediği kadarı gösterildi. Bunun üzerine “Başka ümmetlerin uzun ömürleri içinde yapa­mayacakları amelleri ümmetim kısa ömrü içinde yapmış olsun.” diye dua etti. Allah da O’na (içinde bu gece bulunmayan) bin ay­dan daha hayırlı olan Kadir gecesini ihsan etti.”6 Bu gecenin, bin aydan hayırlı olması kesretten kinayedir ve herkes için de söz konusu değildir, belki her geceyi Kadir bilip değerlendirmeye çalışanlar içindir. Evet sanki o, her geceyi ihyâ etmiş de bu gecede bardağı taşıran rahmet damlayıvermiş… Der­ken kul, damla ile deryaya ermiş…

Bediüzzaman bu gecede verilecek mükafatla alâkalı olarak Ramazan’da amellere verilen sevapların binlerle ifade edildiği­ni söyler: “Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise Receb-i şerifte yüzden geçer, Şaban-ı muazzamada üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve leyle-i Kadirde (Kadir gecesi) otuz bine çıkar.”7

Kadir Gecesi Ne Zamandır?

Kadîr-i Mutlak Allah (celle celâluhû), ümmete rahmet için Kadir gecesinin Ramazan’ın hangi gecesi olduğunu açıkça bildirmemiş­tir. Malumdur ki Cenâb-ı Hak şu imtihan dünyasında çok mü­him şeyleri gizlemiştir. İnsanın ecelini ömrü içinde, makbul veli kullarını insanlar içerisinde ve ism-i azamı esma-i hüsna içinde gizlemiştir. Aynı şekilde cuma günü içinde icabet saati, beş va­kit namaz içinde salât-ı vustâ, bütün ibadetler içinde rızayı ilâhî, zaman içinde kıyamet, hayat içinde ölüm ve Ramazan günleri içinde Kadir gecesi gizlenmiştir.8 Bunlar gizli kaldıkça sair ef­rad dahi kıymetdar kalır, ehemmiyet verilir.9 Bazı şeylerin bazı şeyler içinde gizlenmesinin hikmeti, o şeyin diğer fertlerini de kıymetlendirmek içindir, eğer bu gibi özel şeyler açıklanırsa, diğer şeylerin değeri düşebilir.10 

Hz. Âişe’den (radıyallahu anhâ) rivayet edildiğine göre Resûlullah (sal­lallahu aleyhi ve sellem) Ramazan ayının son on gününde câmiye kapanır ibadete soyunur ve şöyle buyururdu: “Kadir gecesini Ramazan’ın son on günü içinde arayınız!”11 Başka rivayetlerde Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), “Ka­dir gecesinin Ramazan’ın son on veya yedi günündeki tek ge­celerden (21, 23, 25, 27) birisi olduğunu söylemiştir.”12 

Kadir gecesinin Ramazan’ın 27. gecesi olduğunu belirten hadîs-i şerifler13 ekserî âlimler tarafından büyük kabul görmüş ve bütün İslâm âlemi de bu­nu benimsemiştir. Bu benimseme ile alâkalı, Bediüzzaman Hazretleri’nin yorumu şöyledir: “.. (27.) gece Leyle-i Kadr ol­ma ihtimali çok kuvvetlidir…Hakikî olmasa da madem ümmet o geceye o nazarla bakıyor. İnşallah hakikî hükmünde kabule mazhar olur.”14 

Kadir Gecesinin Gizli Olması

Kadir gecesinin gizli olmasıyla alâkalı Hocaefendi bizlere şu değerlendirmelerde bulunmaktadır: “Bu gecenin gizli olmasında ayrı bir sır vardır. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) onu önce biliyordu, sonra unutturuldu.15 Ta ki ihyâ edilsin. Sadece bu geceyi ihyâ eden de belki lütufa mazhar olabi­lir ama her geceyi Kadir bilip ihyâ edenin daha fazla ve kesin nasibdar olacağından şüphe yoktur.

“Gizli hazinelere karşı ucuzcu olmamalı. Ucuzcuların bir şey elde edeceklerine hiçbir zaman inanmadım/inanmıyorum. Mesela, ucuzcuların Kadir gecesinden tam olarak istifade ede­ceğine inanmıyorum. Onlar, bütün bir sene beklesinler; sadece Ramazan-ı Şerif’in yirmi yedinci gecesini ihya etsinler ve böyle­ce Cenâb-ı Hakk’ın Kadir gecesini lâyık-ı vechiyle değerlendiren insanlara lütfettiği eltâf-ı ilâhiyeye mazhar olsunlar. Olacak şey değildir bu. Onun için Ebû Hanîfe -ki kanaati âcizâneme göre Hakîkat-ı Ahmediye’yi en iyi temsil eden insan odur- diyor ki, ‛Kadir gecesi sadece belli gecelerde değil, senenin üç yüz altmış küsur günü içindeki her bir gecede aranmalıdır. Siz üç yüz altmış küsur geceyi kemâl-i hassasiyetle ihya ederseniz, Allah Teâlâ da o samimî yüreğinize iltifatlarda bulunur.” ‛Her geceyi Kadir, her kişiyi Hızır bil!’ vecizesi de kısa; ama pek şümullü bir sözdür. Evet, Hızır (aleyhisselâm) da insanlar arasın­da gizlidir. Ancak siz herkese saygılı olur, her muhtaca yardım eder, herkesin elinden tutar, bütün insanlara sadrınızı sinenizi açarsanız bir gün ehl-i imandan bir Hızır’a rastlarsınız ve sizin de gönül bahçeniz yeşerir. 

Evet, Allah’a (celle celâluhû) yürekten bir bağlılık yoksa zor bulur­sunuz Kadir’i, Hızır’ı… Bunlar, ancak kendi gönlünüzde sıdk ve sadâkati yakaladığınız; ardına düştüğünüz şeyi, önce kendi gönlü­nüzde arayıp bulduğunuz zaman sır perdelerini açar size. İçiniz­de hazırcılık mülâhazası varsa; ‛Hemen bulayım, hemen diyeyim, hemen elde edeyim!’ duygusuna bağlı iseniz daha çok beklemeniz gerekecektir.”

Dipnot:

  1. Bakara Sûresi, 2/185
  2. Kadr Sûresi, 97/5
  3. Duhân Sûresi, 44/2-6
  4. Buhârî, Savm 6, Teravih 1, Leyletu’l-Kadr 1; Müslim, Salâtu’l-Müsâfirîn 173-176
  5. İbn Mâce, Sıyâm 39
  6. Mâlik, Muvatta, İ’tikâf 6
  7. Nursî, Şualar, 575
  8. Said Nursî, Sözler, 309
  9. Said Nursî, Mektubat, 535
  10. Said Nursî, Sünûhât, 29
  11. Buhârî, Leyletü’l-Kadr 3; Müslim, Sıyâm 219
  12. Müslim, Sıyâm 212, 215, 208; İbn Mâce, Sıyâm, 56
  13. Müslim, Müsâfirîn, 179, Sıyâm, 220, 221
  14. Said Nursî, Şualar, 500
  15. Buhârî, Fadlu Leyleti’l-Kadr 2; Müslim, Sıyâm 213
Bunları da beğenebilirsin