Bilâl-i Habeşî: “Ehad.. Ehad..!”

453

Hz. Ebû Bekir’le birlikte Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) bir gün Mekke dışında bir yere gitmiş; gelen ayetleri müzakere edip namaz kılıyordu. Bu arada, yakınlarında koyun otlatmakta olan Bilâl-i Habeşî yaklaştı yanlarına. Ayla güneş gibiydiler; göz kamaştıran bu manzaraya meftun olmamak mümkün değildi. Önce, yanlarına gitmesi için bir vesile bulması gerekiyordu, bir kâse süt aldı eline ve takdim etti iki sadık yâre. Herkesin gönlüne Allah sevgisini koyma gayreti, onu da cezp edecek ve böylece, nice hürlerden önce Bilâl de İslâm’la tanışacaktı.

Bir… İki… Üç derken ondaki hızlı değişimin farkına varılacak ve arkasından amansız bir takip başlatılacaktı. Bir gün, Kâbe’deki putlara karşı haşin davrandığı ve onların aleyhine söz saydığını duymuşlardı. Nasıl olur da bir köle, efendilerinin kullukta bulunduğu bu taş ve ağaç parçaları hakkında ileri-geri konuşabilirdi. Sahibi Ümeyye İbn Halef’i sıkıştırdılar; bir köle için riske girmeye hiç niyeti yoktu onun. Zaten Bilâl de, kölelerinden bir kö­leydi. Minnetsizdi ve:

– Alın sizin olsun. Ne yaparsanız yapın, deyiverdi. Artık Bilâl, Ümeyye İbn Halef’in ellerinde, Ebû Cehil’in insafına (!) kalmıştı. Ve, aldılar Bilâl’i sahraya götürdüler. Çölün kızgın kumları üzerinde yatırıyor, dayanılmaz işkencelere maruz bırakıyorlardı. Üzerine kilolarca ağırlıkta taşlar koyup inim inim inlettikleri yetmiyormuş gibi bir de, düşüncesini ipotek altına almaya çalışıyorlar ve ondan gönlünün gülü Muhammed’i ve dinini inkâr etmesini istiyorlardı.

Bilhassa Ebû Cehil’de, bitip tükenme bilmeyen bir kin vardı ve bu kinini, salyalar dökülen ağzından her fırsatta ku­suyordu. Bir efendi olarak aklı almıyordu: Kendi ira­desi dışında bir başka güç nasıl kabul edilebilirdi! Hele bir köle… Konumuna bakmadan böyle bir kabule nasıl cür’et edebilirdi? Yüz üstü kızgın kumlara yatırıyor ve güneşte kıza­rıncaya kadar işkence yapıyordu. Zaten takati tükenen Bilâl’in, söz söylemeye mecali kalmıyor; dudaklarından sa­dece bir kelime dökülüyordu:

– Ehad.. Ehad..!1

Bilâl, o dünyayı da bilen birisiydi. Hayatı boyunca işkence altında yaşamaktansa, bugün katlanıp ebedî huzuru yakalamak vardı işin ucunda. Onun için dişini sıkmış ve ‘zilletle yaşamaktansa izzetle ölümü’ çoktan göze almıştı. O gün Bilâl’e, kimse güç yetirip isteklerini kabul ettiremedi. Bulduğu yolda sabit kadem kal­maya kararlıydı ve her türlü işkenceye rağmen bu kararlılığın­dan zerre kadar taviz vermedi.

Ancak o ne kin ki, boynuna ipler bağlıyor ve onu çocuk­ların eline verip sokaklarda, Mekke dağlarının arasında sürük­letiyorlardı. Allah’ın, ‘kulum’; Resûlü’nün de, ‘ümmetim’ de­diği Bilâl’i, çoluk çocuğun oyuncağı hâline getirmişlerdi. Çölde yalınayak yürüyüp yanmadan Bilâl’i anlamaya, çilesini görüp bilmeden mihnetlerin ortaya çıkardığı kadr u kıymetini idrake imkân olabilir mi!..

Bilâl’in yanık sesiyle ‘Ehad!’ diye inleyişini duymayan kalmamıştı artık Mekke’de. İnim inim inlemesine rağmen, ne Ümeyye’nin ne de Ebû Cehil’in insafa geleceği vardı! Yine iş başa düşüyordu. Bir çırpıda yanlarında bitiverdi Hz. Ebû Bekir. Elindeki mal, zaten bir gün tükenip gidecekti; hiç olmazsa onu, ahireti adına büyük bir yatırıma çevirme fırsatı vardı önünde. Bununla hem, Bilâl’i işkenceden kurtaracak hem de Resûl-ü Kibriyâ’yı memnun edecekti. Geldi yanlarına ve:

– Bu insana bu kadar işkenceyi niye yapıyorsunuz, diye tepki gösterdi önce. Ardından da onu satın alarak, önce işkenceden kurtardı; ardından da hürriyete giden yolları gösterdi.

Hz. Bilâl, sabrının semeresini alıyordu. Ümeyye’nin yanında sessiz kalmış olsaydı, hayatı boyunca belki bir köle olarak kalacak ve öylece son nefesini verecekti. Ama şimdi, hem bütün sıkıntıları sona ermiş hem de Habîb-i Zîşân’ın yanında bir efendi gibi muamele görme fırsatını bulmuştu.


Dipnot:

  1. Onun bu haline yaşlı Varaka İbn Nevfel’in de şahit olduğu, “Ehad Ehad” seslerini duyunca da, “Ey Bilâl! Vallahi de sen, eğer bu halde iken ölürsen ben, senin mezarının üzerine türbe yaparım.” dediği anlatılmaktadır. Bkz. İbnü’l-Esîr, Üsüdü’l-Ğâbe, 1/236
İlgili diğer yazılar

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Deneyiminizi daha iyi hale getirmek için bu web sitesinde çerezleri kullanıyoruz. Devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş oluyorsunuz. Kabul Et Daha fazla